Bilal Habeşi Mescidi

Bilâl-i Habeşî hazretleri, ilk îmân edenlerden olup, müşriklere karşı Müslüman olduğunu açıkça bildiren yedi kişiden biridir. Müslüman olmadan önce, Mekke müşriklerinin ileri gelenlerinden Ümeyye’nin kölesi idi.

İdris Sunusi mescidinin hemen yanındadır. Yeni bir yapıdır. Bilal-i Habeşi ile olan ilgisine gelince: Bilal-i Habeşi’nin evi: Mescid-i Nebevi’nin hemen yanında bulunan Hz. Ömer camisinin yanında imiş. Fakat, sonraki yıllarda, ilgisizlik nedeniyle yıkıldığı söyleniyor.

Hicretten sonra Bilâl-i Habeşî hazretleri, birgün Mescid-i Nebî’de iken büyük bir neş’e içinde coşuyor, yerinde duramıyor, oynuyordu. Hazret-i Ömer bu hâlini görünce sordu:
– Yâ Bilâl, bu hâlin nedir? Burasının mescid olduğunu unuttun mu?
– Benim hâlimde ne var ki? İstersen gidip hâlimi Resûlullaha arz edelim, yanlışım varsa tevbe ederim ve bir daha yapmam.

Ben oynamayım da…
Beraberce Resûlullahın huzûruna gittiler. Hazret-i Ömer, Peygamber efendimize durumu arz etti:
– Yâ Resûlallah, Bilâl, mescidin huşû’unu bozuyor. Burada neş’elenip coşuyor, oynuyor.

Peygamber efendimiz Hazret-i Bilâl’e sordu:
– Yâ Bilâl, böyle neş’eli olmanın sebebi nedir?
– Yâ Resûlallah, cenâb-ı Hak bana hidâyet nasip etti. Ben bir köleydim. Mekke’nin ileri gelenlerinden nice kimseler bu saâdete eremediler. Ebedî saâdetten mahrûm kaldılar. Onlara hidâyet nasip olmadı. Ben neş’elenmiyeyim de kim neş’elensin? Ben oynamıyayım da kim oynasın?
– Bilâl’e dokunmayın! Sevinip neş’elensin.


Bilal-i Habeşi bir sabah vakti yine namaz vaktinin geldiğini Peygamber Efendimize bildirmek için evinin önüne gitmiş ve: “es-Salah…” diye seslenmişti. Biraz bekledikten sonra Efendimizin gelmediğini görünce Bilal, tekrar evin önüne giderek; “Esselatü Hayrün minen nevm, Namaz uykudan hayırlıdır”  diye iki defa nida etmişti. Resulullah Mescide gelip Bilal’i görünce şöyle buyurur: “Bilal, bu ne güzel söz! Sabah ezanını okurken bunu da söyle…” (Ebu Davud)

Artık o günden bu güne kadar sabah ezanına hep bu söz eşlik etti. Ve Kıyamete kadar da devam edecek inşallah..

Kuran Matbaası

Kuran Matbaası Medine-i Münevvere’nin dışında kralın sarayının karşısında büyük bir kompleks. Türk hacılar, umreciler tarafından pek tercih edilmiyor bilinmiyor. Pakistan, Endonezya, Malezya ağırlıklı ziyaretçisi var. Bizim umreciler genellikle hurma bahçesi gezemeye gidiyorlar, bu kompleks hakkında pek bilgileri olmaz, umre şirketleride kendilerine ek iş çıkmasın diye pek bahsetmezler

Tam adı Kral Fahd Kur’an-ı Kerim Matbaası. 1984 yılında açılmış ve şu an yılda 26 hat üzerine 10 milyon Kur’an-ı Kerim basılıyor. 1800 görevli çalışıyor. Bekar olanlar için lojmanlar, değişik alanlarda çalışanlarına yardımlar bulunuyor, ayrıcalıklı tutuluyormuş. Matbaayı ilk kuran, çalıştıranlar Fransız ve Almanlarmış, fakat ortaya hatalı baskılar çıkınca 30 yıl önce Türkiye’den bir ekip geliyor ve son halini veriyorlar. Fakat can sıkan şu an burada sadece 4 Türk çalışıyor.

Bu matbaada yayınlar ücretsiz olarak Haremeyn-i Şerifeyn, İslam Âlemindeki mescitler, hacılar ve matbaaya gelen ziyaretçilere veriliyormuş. Geçen hafta içi iki günde 9000 Kur’an-ı Kerim ziyaretçilere hediye edilmiş. Büyük hizmet açıkçası ve görülesi bir yer.

Kocaman kâğıt bobinleri, son model basım makineleri var. En son Bangladeş tercümesi bitmiş ve basımı yapılıyor. 67 ayrı dilde tercüme yapılıyor.

       

Amberiye Mescidi

Medine Tren İstasyonu Yanında Amberiye Camii

Amberiye Cami, Medine’de Osmanlı sultanı Abdülhamit Han’ın yaptırmış olduğu bir camidir. Beyaz kubbesi, kesme taştan inşa edilmiş ölçülü minaresi ve sağlam yapısı ile Osmanlı devletinin Medine hizmetlerine şahitlik ediyor.

Amberiye cami, Medine de tren istasyonunun hemen yanında bulunmaktadır.Abdülhamit han tarafından inşa ettirilen bu eser, Osmanlı devletinin peygamber şehrine kazandırdığı onlarca eserden bir tanesidir. Hicaz demiryolunun hizmette bulunduğu yıllarda, Medine’de inen hac ve umre yolcuları bu camide hem namazlarını kılar hem de yorgunluklarını giderirlerdi.

Amberiye cami, mescidi nebeviye birkaç kilometre mesafededir.Osmanlı sultanları bazı sebeplerden dolayı hac görevlerini yerine getirmezlerdi. Bundan dolayı yerlerine bazı kimseleri Hac’a gönderirlerdi. Bir hac mevsiminde sultan Abdülhamit han, hac farizasını yerine getirmek üzere vezirini görevlendirir. Yıldız sarayından vezirini dualarla ve kutlu toprakların insanlarına verilmek üzere türlü türlü hediyelerle uğurlar. Ve vezirinden bir istekte bulunur. Hac dönüşünde Ravza-i Mutahhara’dan’ bana bir avuç toprak getir’ der.

Vezir, hac ibadetini yerine getirir. Mekke-i Mükerreme de tavaf eder. İslam dünyasından gelen Müslümanlarla tanışır. Büyüklere saygılı, küçüklere sevecen davranır. Fakirlere, Sultan’ın vermiş olduğu emanetleri dağıtır. Arafat’ta vakfeye durur. Mina’da şeytan taşlar. Mekke’den Medine’ye giderken, peygamberimizin çektiği sıkıntıları düşünür. Baki Kabristanı’nda dünyanın geçiciliğini anlar. Vezir, hac görevini tamamlar. yorgun bir şekilde, Arafatta ilahı affa uğramış yüzlerce hacı birlikte İstanbul’a gelmek için trene biner. Trende padişahın ricası aklına düşer. Tren hareket etmek üzeredir. Mescidi- nebeviye gidip toprak almaya zaman kalmamıştır. Trenden inerek istasyonun yanındaki boş araziden bir avuç toprak alır.

İstanbul’a vardığında padişah onu bir kardeşi gibi karşılar. Sarılır. Efendimizin(sallallahu aleyhi ve sellem)in kokusunu hissetmeye çalışır. Ve sözü, Ravza-i Mutahhara toprağına getirir. Vezir, kadife bir kesenin içine koyduğu toprağı sultan Abdülhamit Han’a verir. Abdülhamit han itinalı bir şekilde ve hürmet ile toprağı avuçlarının içine alır. Koklar, bir daha koklar… Döner, Vezir’ine’bu toprağın amberi var. Lakin miski yok’ der. Vezir şaşırır. Ve doğruyu itiraf eder. Bunun üzerine padişah, vezir’in toprak aldığı yere bir mescit inşa edilmesini talep eder. Bir sonraki hac mevsimine kadar Medine-i münevvere tren istasyonu karşısına beyaz kubbeli mescit inşa edildiğinde ismi hazırdır: Amberiyye Mescidi.

Zulhuleyfe Mikat Mescidi

Zülhuleyfe, Medine yönünden Mekke’ye gideceklerin ihram yeri (mîkât) olarak Peygamber Efendimiz tarafından belirlenmiştir. Bugün Hz. Ali’ye nisbetle “Âbâr-ı Ali” (Ebyâr-ı Ali) adıyla anılan Zülhuleyfe’deki bu mescidin Mescidi Nebevî’ye uzaklığı yaklaşık 11 km.dir. Medine’nin güneybatı sınırı buraya kadar ulaşmıştır. Rasülullah Efendimiz daha önce iki umre yolculuğunda yaptığı gibi, Vedâ Haccı sırasında da Zülhuleyfe’de geceleyerek semûre adlı bir ağacın altında namaz kılmıştır. Bundan dolayı buraya Mescid-i Şecere adı da verilir. Peygamberimizden sonra Medine’den Mekke’ye gidenler burada ihrama girmişlerdir. Hz. Peygamber (s.a.v.) zamanından itibaren inşa edildiği bilinen mescide onun namaz kıldığı yer, yakın zamana kadar belirgin hale getirilerek muhafaza edilmişti. Sonraki dönemlerde çeşitli tamiratlar geçiren Mescid-i Zülhuleyfe, Kral Fahd zamanında yeniden inşa edildi ve çevresi umre ve hac ihramına girmek için buraya geleceklerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde modern bir tarzda düzenlendi.   

Cuma Mescidi

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hicret sırasında Kubâ’ya ulaşarak burada Mekke’den gelecek olan Hz. Ali (r.a.) ve diğer muhacirleri beklemek üzere 14 gün kaldı.
24 Eylül 622 Cuma günü Medine’ye hareket etti. Yaklaşık 500 metre sonra Ranuna vadisinde Beni Sâlim kabilesinin içinden geçerken kabile halkı Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem)i bırakmadılar. İkramda bulundular.
Rânûnâ’ya vardıklarında öğle vakti olmuştu. Cumanın farziyyeti ile alakalı ayet-i kerime nazil olunca buradaki namazgâhta ilk Cuma hutbesini okudu ve ilk cuma namazını kıldırdı.
Daha sonra bu ilk Cuma namazının hatırasını yaşatmak için “Mescid-i Cuma” adıyla meşhur olan bir mescid yaptırıldı.
Bu mescide “Âtike” veya Beni Sâlim kabilesi içerisinde olduğu için “Beni Sâlim” mescidi de denir. Ayrıca mescidi “vadi” de denir. Çünkü bu mescid “Ranuna vadisi”nin içerisindedir.
Bu mescid 1990’lı yıllarda yeniden yapıldı. Türk mimarisini andıran yapısıyla arzı endam eden bu mescid, Kubâ mescidinin 350 m. kuzeyine düşmektedir. Mimarı Mahmut Kirazoğlu dur.

Medine Tren İstasyonu

Medine’de Hüzünlü bir Yapı

Nesneler veya yapılar hüzünlü olabilirmi ?

Medine Tren istasyonu Ana Binası

O yapının adı Medine Tren İstasyonu ise evet yapılar ve maddeler hüzünlü olabilir. Ecdadın yoktan var ederek imkansızlıklarla ve düşmanla hainlerle mücadele ederek inşaa ettiği tren istasyonu Medine-i Münevvere’de hac ve umre için buraya yolculuk edenlerin mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yapı.

Medine Tren İstasyonu
Medine Tren İstasyonu ve Amberiye Camii
Medine Tren İstasyonu
Medine Tren İstasyonu
Medine Tren İstasyonu Arka Bahçesi
Medine Tren İstasyonu Arka Bahçe
Medine Tren İstasyonu Değirmen Taşı

Medine Tren istasyonu şu an müze olarak kullanılmakta olup içerisinde sergilenen tarih kokan nesneler yine osmanlı ecdad yadigarı. Askerimizin karavana tencereleri, Mescidi Nebi ve diğer camilerin osmanlı tarafından minalerini süsleyen alemler, Mescidi Nebevide suların akması için osmanlı tarafından yapılmış yağmur olukları gibi.

Medine Tren İstasyonu Osmanlı Ecdadtan Kalan Değirmen Taşı ve Güğüm
Medine Tren İstasyonu Osmanlı Sandukası
Medine Tren İstasyonu Su Kanaletleri
Medine Tren İstasyonu Alt Kat İç Bölüm
Medine Tren İstasyonu Alt Kat İkinci Bölüm
Medine Tren İstasyonu Üst KAt
Medine Tren İstasyonu İstasyon Binaları ve Bahçesi

Sultan 2. Abdulhamit döneminde yaptırılan Medine tren istasyonu da verilen bu önemin göstergelerinden biridir.
Peygamber efendimiz (sallahlahu aleyhi vesellem)’in kabrine yürüme mesafesinde bulunan bu istasyon, peygamberimizi rahatsız etmemek için Medine’nin girişine inşa ettirilmiştir.

Medine Tren İstasyonu Ana Bina Arka Bahçe
Medine Tren İstasyonu ve Mescidi Nebevi

Medine Tren İstasyonunda Osmanlıdan kalan lokomotif ve vagonlarıDemir yolu ve istasyon inşaatında sadece Müslüman işçilerin çalışmasına özen gösterilmiştir.
Ayrıca yine efendimizin rahatsız edilmemesi maksadıyla tren yolunun Medine’ye giren raylarına keçe döşendiği rivayet edilir.
Ne acıdır ki bu istasyon sadece 9 yıl hizmet verebilmiş ve sonrasında İngiliz’lerin işgali sonucu Osmanlı’nın elinden çıkmıştır. Tren istasyonunun İngiliz’lerin eline geçmesi ile birlikte raylar da sökülmüştür. Bu nedenle şuan istasyona bağlı herhangi bir tren seferi bulunmamaktadır.

Ecdadın binbir güçlükle ve imkansızlıkla tahsis ettiği Lokomotif ve vagonlar her an sefere çıkacakmış gibi bekliyor.

İstasyonun yanında halen osmanlı armaları, Türk bayrağı ve osmanlı tuğrası bulunan bir lokomotif ve vagonlar bulunmaktadır.

Ali Bin Talib Mescidi

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bayram namazlarını kıldırdığı yerlerden biridir.

Efendimiz, Gamame Mescidinin bulunduğu yerde bayram namazlarını kıldırmadan önce, bayram namazlarını burada kıldırmıştır. Mescid-i Nebevi den 290 m uzaklıktadır. 1662’de Medine’yi ziyaret eden Ebu Salim el-Ayyaşi, Hz. Peygamberimizin muhtelif yerlerde bayram namazı kıldırdığını bunlardan üç tanesinin meşhur olduğunu kaydeder.

Bunlardan birisi de Mescid-i Ebu Bekir’in hemen kuzeyinde, Hz. Osman evinde isyancılar tarafından kuşatıldığında Hz. Ali’nin Medine musallasında bayram namazını kıldırdığı yerdir. ilk defa Ömer b. Abdülaziz tarafından inşa edilen Mescid-i Ali, 1990 da 882 m2 lik bir alan üzerine eski tarzına benzer bir şekilde yeniden inşa edilmiştir.

Tek minareli  yedi kubbelidir Mescid-i Ali. Peygamber efendimiz kızı Hz. Fatma’yı ve torunların Hasan, Hüseyin’i görmek İçin bu mescide gelip giderdi.

Hz. Ali Mescidi
Mescid-i Nebevi’ye 290- 300 metre uzaklıkta bulunan mescit, diğer mescitler gibi kapalı ve bakımsız durumdadır. İran’lı hacıların yoğun olarak ilgi gösterdiği mescit, Suud askerleri tarafından korunmakta ve kimse yanına yaklaştırılmamaktadır.

Ebu Bekir Mescidi

Hz. Ebu Bekir Es Siddik Mescidi Medine-i Münevvere

Medine musallâsında yer alan mescidlerden biridir.  Mescid-i Musallâ’sının kuzeybatısındaki Amîdiyye sokağının başındadır. Hz. Ebu Bekir (r.a.) halifeliği sırasında burada bayram namazı kıldırdığı için bu adı almıştır. Bu yerde Peygamber Efendimiz de bayram namazı kıldırmıştır.

İlk defa Ömer b. Abdülaziz tarafından inşa edilen mescid, 1838’de Sultan II. Mahmud tarafından yenilenmiştir. 1990’da tamirattan geçirilen ve 292 m2’lik bir alanı kaplayan mescid halen Osmanlı mimari tarzını korumaktadır.

Hz. Ebu Bekir Es Siddik Mescidi Minaresi Medine-i Münevvere

 

Giriş kapısının üstünde Osmanlı tuğrasını gözden kaçırmamak gerekir.

Hz. Ebu Bekir Es Siddik Mescidi Girişinde Osmanlı Tuğrası  Medine’deki diğer Osmanlı mescitleri gibi ibadete kapalı olan mescit, mahzun bir şekilde ibadete açılmayı beklemektedir.